|
1973
KRİZİ YENİDEN Mİ?
Petrol fiyatları bugün
bir senaryonun parçası olarak artıyor.
Bu durum, sadece bir
simge ve bir çözülmenin işareti. Şimdi olan biteni 1970’lerdeki
krize de benzetenler var. Benzetmeye gerek yok olan biten bu
krizin kuyruğu aslında.
1973 krizi, yüksek
enflasyonu ve durgunluğu getirmişti. Sorun yine dolardı. Çünkü
Nixon 1971’de doların altına olan bağımlılığını kaldırmış,
doların başıboş bir para olacağı ve değerinin düşeceği
öngörülmüştü. Üstelik Amerika şimdiki gibi, Vietnam savaşı
dolayısıyla çok yüksek askeri harcamalar yapmıştı. Ancak
1970’lerin asıl önemi dünyanın teknolojik ve siyasi değişimin
eşiğinde olmasıydı. Demir çelik ve petro-kimya sanayilerinin
egemenliğinin sonuna gelinmişti. Bu ana kontrol sanayilerindeki
kar oranları hızla düşüyordu. Dünya üçüncü nesil biyoteknoloji
ürünleri, yongalar, mikro elektroniğe dayalı ekonomiye geçiş
sancısı çekmeye başlamıştı. Eski ana kontrol sanayilerinde çok
hızlı düşen kar oranlarını telafi etmek için devlet ekonomileri
çözüldü, özelleştirmeler ve arz yönlü iktisat hızla devreye
sokuldu. Aslında bu çözüm değildi. Sadece karşılıksız doların ve
eski kontrol sanayilerinin egemenliğini bir süre daha devam
ettirmeye yarayacaktı. Bu arada 1970’lerde, Amerikan
egemenliğine dayalı bu sistemin bir diğer yüzü ve yürütücüsü
olan Sovyetler de hızla çözülmeye başlamıştı. Yani 1973’den
sonrası çok hızlı bir ekonomik ve siyasi değişime sahne olacaktı
ve öyle oldu. Şimdi olanların 1973’de başlayan krizle benzer
belirtiler taşıması bu anlamda tesadüf değil. Çünkü dolar
şimdiye kadar karşılıksız para olarak durumu idare etti. Doların
arkasında ise giderek çürüyen Amerikan eski kontrol sanayileri,
savaşa dayalı yayılmacı anlayış ve onun ekonomi politikaları
vardı.
Şimdi Amerika ve
dünya önemli bir makas değişimine hazırlanıyor. Aslında bu çok
gecikmiş bir adım olacak. Bu anlamda şu günleri keskin bir
çöküşle sonlanacak bir kriz olarak göremeyiz. Petrol fiyatları
ne olursa olsun bugün, dünya ekonomisinde, bunu telafi edecek
parasal güç var. Yani çok büyük bir sermaye birikiminin üzerinde
oturuyoruz.
1970’lerin sonundan
beri düşen kar oranlarını telafi etmek için çözülen devlet
ekonomileri ve arz yönlü hat bu birikimi sağladı. Ancak bu
birikim şimdi hızla Amerika ve Avrupa denetiminden çıkıyor.
Aslında olan bir yönüyle de bu. Petrol ve diğer stratejik
emtiaların fiyatlarını hızla artması ve daha da artma eğilimi
taşıması bunu sağlıyor. Petrol ve doğalgaz rantları Rusya ve
diğer petrol üreticisi ülkelere gidiyor. Öte yandan yine kar
oranlarının düşüşüne çare olarak düşünülen ve artan
liberalleşmeyle birlikte Asya ve gelişmekte olan ülkelere
kaydırılan üretim gücü bu dünyanın önemli bir sermaye
birikiminin üzerine oturmasına yol açtı.
Bu durumda Avrupa
genişlemesi kaçınılmaz. Çünkü Avrupa, çözümü enerji ve pazar
zenginliği olan doğuya doğru genişlemekte görüyor. Amerika
yalnız militarizme dayalı bir egemenlikte ısrar etmenin hem
kendisinin hem de dünya sisteminin sonu olacağını gördü. Bundan
sonra daha akılcı ve “ duruma uygun” politikalar üretecek.
2009’da Demokratların iktidara gelmesi durumunda bu hat
güçlenecek. Ancak petrol fiyatlarının yükselmesiyle kendisini
belli eden bu değişim isteği bir müddet daha sürecek.
Petrolün ve başta gıda
olmak üzere diğer stratejik emtiaların fiyatlarının bu çılgın
artışı aslında bir değişim isteğidir. Önümüzdeki günler bu istek
daha fazla ete kemiğe bürünecek.
Petrol 300 dolara
çıkabilir; altın çıldırabilir, gıda fiyatları tarihi zirve
yapabilir. Bunları görebiliriz. Ama çok önemli değişimleri de
göreceğiz. Türkiye’de bu değişim dalgasından ayrı değil.
|