|
ENERJİ SORUNU: ÇOK YÖNLÜ VE UZUN
SOLUKLU
21.
yüzyılın, yenilenebilir enerji
kaynaklarının ve nükleer enerjinin
baslıca birincil enerji kaynağı,
elektrik ve hidrojenin de başlıca
ikincil enerji kaynağı olacağı ve
yeni enerji türlerinin ortaya
çıkacağı iddia ediliyor.
Ancak, 2030 yılına kadar enerji
talebinin bugüne göre yüzde 60
oranında artması öngörülüyor. Bu
enerji talebinin yaklaşık yüzde
80’lik kısmı fosil yakıtlardan
karşılanırken, fosil kaynaklar
içerisindeki en büyük talep
artısının da doğal gazda olması
beklenmekte.
Önümüzdeki 20–25 yıllık dönemde AB
ülkelerinin genel enerji tüketimi
içerisinde petrolün ağırlığının
süreceği, ayrıca doğalgaz
kullanımında da önemli bir artış
olacağı öngörülüyor. Bu bağlamda AB
ve Rusya arasındaki enerji
köprüsünün oluşması artık
kaçınılmaz. Bu süreçte geçiş ülkesi
konumundaki Türkiye’nin de önemi
artmakta. Çünkü dünyadaki petrol ve
doğalgaz rezervlerinin yaklaşık
yüzde 75’inin Ortadoğu, Hazar
Bölgesi, Avrupa ve Rusya
Federasyonu’nda bulunduğu biliniyor.
Dünya,
2030 yılında şimdi olduğundan yüzde
60 daha fazla enerjiye ihtiyaç
duyacak. Enerjide ağırlıklı olarak
petrol ve doğalgaza bağımlılık söz
konusu. Bu nedenle Türkiye’nin kendi
kaynaklarına yönelerek dışa
bağımlılığını azaltması giderek önem
kazanıyor. Burada da linyit, zengin
toryum madenimiz, bor, hidrolik,
jeotermal, rüzgâr enerjisi ön plana
çıkan enerji kaynakları olarak
görünmekte.
Halen dünya enerji ihtiyacının yüzde
95 gibi bir kısmını karşılayan fosil
yakıtlar petrol, doğalgaz, kömür,
linyit, asfaltit), su gücü
(hidrolik) ve nükleer enerji
çağımızın geleneksel enerji
kaynakları olarak gösterilmekte. Bu
kadar yüksek kullanım oranına rağmen
kaynakların sınırlı olması, (fosil
yakıtlar), çevreye olumsuz etkileri
(fosil yakıtlar, nükleer enerji,
hidrolik) nedeniyle sürekli, daha
güvenli, yenilenebilir, kaynağı
tüketmeyen, çevreyi ve canlı yasamı
olumsuz etkilemeyecek enerji
kaynaklarından yararlanma
zorunluluğunu doğurmuştur.
Dünyada enerji
fiyatlarının artmaya devam etmesi bu
sektörü yeniden öne çıkardı. Enerji
fiyatları yalnız enerji sektörünü
değil, birçok sektörün maliyet
girdisi olduğu için etkiliyor.
Dolayısıyla bu sektördeki fiyat
artışı ilkönce diğer sektörlerdeki
maliyet artışlarını sonra da
tüketiciyi birinci dereceden
ilgilendiriyor. TEİAŞ’ın yaptığı arz
ve tüketim senaryolarında çok yakın
gelecekte elektrik üretiminde önemli
sorunlar yaşayacağımız açık olarak
gözüküyor. Şu an doğalgaz ve petrol
fiyatlarındaki artışlar bu sektörün
geleceğini tehlikeye atmaktadır.
Türkiye’deki enerji şirketleri hızla
artan talebi karşılamaya ve bu
konudaki yatırımı yapmaya yeterli
gözükmüyorlar. Üstelik artan küresel
fiyatlar bu şirketlerin
geleceklerini zora sokuyor. Örneğin
borsada işlem gören Ak Enerji, Zorlu
Elektrik, Aksu Enerji, Emek Elektrik
gibi şirketler beklenenden daha
düşük bir grafik izliyorlar. Enerji
şirketlerini de enerjinin kaynağı
bir bıçakla ikiye ayırıyor. Doğalgaz
ve petrolle çalışan firmalar
maliyetlerinin artmasına karşın bu
maliyetleri fiyatlara
yansıtamamaktan dolayı sıkışırken,
hidroelektrik üretim yapanların daha
rahat oldukları görülüyor. Dünyada
enerji ve gıda fiyatları bir müddet
daha artmaya devam edecek.
Bugün
elektrik enerjisinin büyük bölümü
termik santrallere dayanmaktadır. Bu
santraller ise fosil ve yeraltı
yakıtlara bağımlılığı sonucu, bugün
dış fiyatların giderek artması
nedeniyle, oldukça riskli ve
maliyetlidir. Yani artan fiyatlar
buralarda çok ciddi sıkıntılar
doğurmaktadır. Hidrolik ve rüzgâr
gibi görece daha ucuz kaynaklarla
elektrik üretiminin termik üretime
göre ağırlık kazanması artık
şarttır. Nükleer enerji ise ayrı bir
tartışma konusudur.
2020
yılına kadar yalnız elektrik üretim,
iletim ve dağıtım sektörüne
yapılacak yatırım 125 milyar USD
dolardır. Cumhuriyetin 100.yılına
kadar önümüzdeki 17 yılda tüm enerji
sektörüne yapılması gereken
kümülatif yatırım ise 300 milyar
doların üzerindedir. Bu
yatırımların doğru, sürdürülebilir,
etkin yapılması gerekir. Kamunun
bugünkü haliyle bu yatırımı hem
nitelik hem de nicelik olarak
yapmasının imkânı yoktur. Bu
şartlarda enerji maliyetlerinin
önümüzdeki on yılda artması
kaçınılmaz gözükmektedir.
İşletmelerin ölçek ekonomisi
çerçevesinde kendi enerjilerini
üretmesi ise gerek alt yapı
yetersizliği gerekse girdi
maliyetleri nedeniyle giderek gözden
düşmektedir. Tek çözüm, alternatif
enerji kanallarının zorlanması,
hidrolik potansiyelin artırılması,
rüzgâr gibi yenilenebilir
kaynakların öneminin anlaşılmasıdır.
Yeni Zamlar
Yolda
Bugün enerji
KİT’leri ve şirketleri var olan
fiyat artışlarını yansıtsalar bile
önemli zararlarla karşı karşıyalar.
Hükümetin şu an çok hızlı olarak
yeni bir zam takvimi açıklamaktan
başka çaresi yok. Çünkü özel
sektörün yaptığı elektrik üretiminin
yüzde 70’i doğalgaz kaynaklı. .
Hükümetin
Planı
28 Nisan 2008
tarihli Niyet Mektubu’nun 19.
paragrafında Enerji KİT’leri için 4
unsurdan oluşan kapsamlı bir plan
taahhüt edildi.-Buna göre elektrik
zamları gecikmeden yapılacak,
maliyet artışları Otomatik
Fiyatlandırma Mekanizması ile anında
yansıtılacak.-Belediyelerin gecikmiş
borçları ve genel aydınlatma
giderleri sorunları
çözülecek.-Sektörün özelleştirme
çalışmaları hızlandırılacak...
IMF’nin
Ankara’da yaptığı 7. Gözden Geçirme
çalışmalarında öncelikle üzerinde
durduğu Enerji KİT’lerinin mali
bilânçolarının Yeniden
Yapılandırılması ve mali açıdan
sürdürülebilirliklerinin temin
edilmesi konusu, Hükümetin IMF’ye
sunduğu 28 Nisan 2008 tarihli Niyet
Mektubu’nda, Enerji Planı olarak
taahhüt edildi.
IMF İcra
Direktörleri Kurulu’nun onayladığı
Türk Hükümeti’nin sunduğu 28 Nisan
2008 tarihli Niyet Mektubu’nun 19
uncu paragrafında, Enerji KİT’leri
için 4 önemli unsurdan oluşan
kapsamlı bir Enerji Planı’nın
uygulanacağı taahhüt edildi. Böylece
mali bilânçoları bozulan ve
birbirine borç sarmalı oluşturan
Enerji KİT’lerinin mali
sürdürülebilirliklerinin sağlanacağı
ifade edildi.
Enerji
Planı’nda taahhüt edilen 4 unsur:
Hükümetin Niyet
Mektubu’nda yer alan Enerji
Planı’ndan taahhüt edilen 4 unsur
şöyle oluyor:
Son kullanıcı
elektrik tarifeleri ayarlanacak:
TEDAŞ’ın
tüketiciye gönderdiği elektrik
faturalarında önümüzdeki süreçte
yeniden yapılacak ayarlama ile
elektrik tarifelerinin yeniden
yükseltilmesi taahhüt ediliyor. 1
Ocak 2008 tarihinde TEDAŞ’ın
tüketiciye gönderdiği elektrik
faturalarına ortalama yüzde 16,5
oranında zam yapıldığı
hatırlatılarak, aynı şekilde
önümüzdeki süreçte, Enerji
KİT’lerinin 2008 yılındaki faiz dışı
fazla hedefiyle uyumlu olacak
şekilde, elektrik tarifelerinin
yeniden ayarlanacağı bildiriliyor.
Otomatik
Fiyatlandırma Mekanizması uygulaması
başlayacak:
Girdi
maliyetlerindeki değişimlerin
fiyatlara otomatik olarak
yansımasını temin edecek Otomatik
Fiyatlandırma Mekanizması’na 1
Temmuz 2008 tarihinden itibaren
geçileceği taahhüt ediliyor.
Hatırlanacağı
gibi, Hükümet’in Yüksek Planlama
Kurulu’nda (YPK) 14 Şubat 2008
tarihinde aldığı karar gereğince
Enerji KİT’lerinin uygulayacağı
maliyet bazlı Fiyatlandırma
Mekanizması’na 1 Temmuz 2008
tarihinden itibaren başlayacağını
duyurmuştuk. EÜAŞ, TETAŞ, TKİ ve
Elektrik Dağıtım Şirketleri (TEDAŞ)
1 Nisan, 1 Temmuz ve 1 Ekim
tarihlerinde geçerli olmak üzere
yılda 3 kez fiyatlarını verilen
formüller çerçevesinde revize
edecek. BOTAŞ ise her aybaşı
doğalgaz toptan satış fiyatını ABD
Doları kurunun değişim oranını
dikkate alarak revize edecek (TEBA:
1353/7 Nisan 2008).
Otomatik
Fiyatlandırmanın uluslararası
piyasalarda en önemli maliyet
girdisi olarak aşırı yükselen petrol
ve doğalgaz fiyatlarındaki bu
yükselişi otomatik olarak elektrik
fiyatlarına yansıtacağı ifade
ediliyor.
Belediyelerin gecikmiş borçları ve
genel aydınlatma giderleri sorunları
çözülecek:
Belediyelerin
sokak aydınlatması dâhil, gecikmiş
borçlarının çözümlenmesine ve
böylece Elektrik Sektörü’nde olumsuz
etkisi olan teknik kayıp-kaçakların
azaltılmasına yönelik detaylı bir
Eylem Planı üzerinde çalışmaların
sürdüğü bildiriliyor.
Elektrik
özelleştirmeleri hızlandırılacak, 4
adet elektrik dağıtım şirketi
özelleştirme ihale süreci hızla
tamamlanacak:
IMF’ye verilen
Niyet Mektubu’nda Enerji Planı’ndaki
özelleştirme unsuru ise ön koşul
olarak yer alıyor. Buna göre 4 adet
bölgesel elektrik dağıtım şirketinin
özelleştirme ihale sürecinin hızla
tamamlanacağı ifade ediliyor. Bu
çerçevede, orijinal zaman
çizelgesinde dağıtım şirketleri için
ortaya konulan bazı performans
hedeflerinin ve yatırım
yükümlülüklerinin yeniden
ayarlanması ihtiyacının dikkatli bir
şekilde gözden geçirileceği
bildiriliyor. Bunun yanı sıra,
önümüzdeki dönemde elektrik üretim
varlıklarının özelleştirilmesine
yönelik adımlar atılacağı
vurgulanıyor.
Bilindiği gibi,
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
(ÖİB) tarafından yapılan
özelleştirme ihale ilanları ile
Başkent Dağıtım ve Sakarya Dağıtım
bölgelerinin ihalelerine son teklif
verme tarihi 10 Haziran 2008, Meram
ve Aras Dağıtım A.Ş.’lerin
özelleştirme ihalelerine son teklif
verme tarihi 15 Temmuz 2008 olarak
belirlendi.
|