logo_fe_k

Dünya'da Ekonomi Yorumu - 2-9 Haziran 2008

 

ENERJİ SORUNU: ÇOK YÖNLÜ VE UZUN SOLUKLU

 21. yüzyılın, yenilenebilir enerji kaynaklarının ve nükleer enerjinin baslıca birincil enerji kaynağı, elektrik ve hidrojenin de başlıca ikincil enerji kaynağı olacağı ve yeni enerji türlerinin ortaya çıkacağı iddia ediliyor.

Ancak, 2030 yılına kadar enerji talebinin bugüne göre yüzde 60 oranında artması öngörülüyor. Bu enerji talebinin yaklaşık yüzde 80’lik kısmı fosil yakıtlardan karşılanırken, fosil kaynaklar içerisindeki en büyük talep artısının da doğal gazda olması beklenmekte.

Önümüzdeki 20–25 yıllık dönemde AB ülkelerinin genel enerji tüketimi içerisinde petrolün ağırlığının süreceği, ayrıca doğalgaz kullanımında da önemli bir artış olacağı öngörülüyor. Bu bağlamda AB ve Rusya arasındaki enerji köprüsünün oluşması artık kaçınılmaz.  Bu süreçte geçiş ülkesi konumundaki Türkiye’nin de önemi artmakta. Çünkü dünyadaki petrol ve doğalgaz rezervlerinin yaklaşık yüzde 75’inin Ortadoğu, Hazar Bölgesi, Avrupa ve Rusya Federasyonu’nda bulunduğu biliniyor.

Dünya, 2030 yılında şimdi olduğundan yüzde 60 daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacak. Enerjide ağırlıklı olarak petrol ve doğalgaza bağımlılık söz konusu. Bu nedenle Türkiye’nin kendi kaynaklarına yönelerek dışa bağımlılığını azaltması giderek önem kazanıyor. Burada da linyit, zengin toryum madenimiz, bor, hidrolik, jeotermal, rüzgâr enerjisi ön plana çıkan enerji kaynakları olarak görünmekte.

Halen dünya enerji ihtiyacının yüzde 95 gibi bir kısmını karşılayan fosil yakıtlar petrol, doğalgaz, kömür, linyit, asfaltit), su gücü (hidrolik) ve nükleer enerji çağımızın geleneksel enerji kaynakları olarak gösterilmekte. Bu kadar yüksek kullanım oranına rağmen kaynakların sınırlı olması, (fosil yakıtlar), çevreye olumsuz etkileri (fosil yakıtlar, nükleer enerji, hidrolik) nedeniyle sürekli, daha güvenli, yenilenebilir, kaynağı tüketmeyen, çevreyi ve canlı yasamı olumsuz etkilemeyecek enerji kaynaklarından yararlanma zorunluluğunu doğurmuştur.

Dünyada enerji fiyatlarının artmaya devam etmesi bu sektörü yeniden öne çıkardı. Enerji fiyatları yalnız enerji sektörünü değil, birçok sektörün maliyet girdisi olduğu için etkiliyor. Dolayısıyla bu sektördeki fiyat artışı ilkönce diğer sektörlerdeki maliyet artışlarını sonra da tüketiciyi birinci dereceden ilgilendiriyor. TEİAŞ’ın yaptığı arz ve tüketim senaryolarında çok yakın gelecekte elektrik üretiminde önemli sorunlar yaşayacağımız açık olarak gözüküyor. Şu an doğalgaz ve petrol fiyatlarındaki artışlar bu sektörün geleceğini tehlikeye atmaktadır. Türkiye’deki enerji şirketleri hızla artan talebi karşılamaya ve bu konudaki yatırımı yapmaya yeterli gözükmüyorlar. Üstelik artan küresel fiyatlar bu şirketlerin geleceklerini zora sokuyor. Örneğin borsada işlem gören Ak Enerji, Zorlu Elektrik, Aksu Enerji, Emek Elektrik gibi şirketler beklenenden daha düşük bir grafik izliyorlar. Enerji şirketlerini de enerjinin kaynağı bir bıçakla ikiye ayırıyor. Doğalgaz ve petrolle çalışan firmalar maliyetlerinin artmasına karşın bu maliyetleri fiyatlara yansıtamamaktan dolayı sıkışırken, hidroelektrik üretim yapanların daha rahat oldukları görülüyor. Dünyada enerji ve gıda fiyatları bir müddet daha artmaya devam edecek.

Bugün elektrik enerjisinin büyük bölümü termik santrallere dayanmaktadır. Bu santraller ise fosil ve yeraltı yakıtlara bağımlılığı sonucu, bugün dış fiyatların giderek artması nedeniyle, oldukça riskli ve maliyetlidir.  Yani artan fiyatlar buralarda çok ciddi sıkıntılar doğurmaktadır. Hidrolik ve rüzgâr gibi görece daha ucuz kaynaklarla elektrik üretiminin termik üretime göre ağırlık kazanması artık şarttır. Nükleer enerji ise ayrı bir tartışma konusudur.

2020 yılına kadar yalnız elektrik üretim, iletim ve dağıtım sektörüne yapılacak yatırım 125 milyar USD dolardır. Cumhuriyetin 100.yılına kadar önümüzdeki 17 yılda tüm enerji sektörüne yapılması gereken kümülatif yatırım ise 300 milyar doların üzerindedir.  Bu yatırımların doğru, sürdürülebilir, etkin yapılması gerekir. Kamunun bugünkü haliyle bu yatırımı hem nitelik hem de nicelik olarak yapmasının imkânı yoktur. Bu şartlarda enerji maliyetlerinin önümüzdeki on yılda artması kaçınılmaz gözükmektedir. İşletmelerin ölçek ekonomisi çerçevesinde kendi enerjilerini üretmesi ise gerek alt yapı yetersizliği gerekse girdi maliyetleri nedeniyle giderek gözden düşmektedir. Tek çözüm, alternatif enerji kanallarının zorlanması, hidrolik potansiyelin artırılması, rüzgâr gibi yenilenebilir kaynakların öneminin anlaşılmasıdır.

Yeni Zamlar Yolda  

Bugün enerji KİT’leri ve şirketleri var olan fiyat artışlarını yansıtsalar bile önemli zararlarla karşı karşıyalar. Hükümetin şu an çok hızlı olarak yeni bir zam takvimi açıklamaktan başka çaresi yok. Çünkü özel sektörün yaptığı elektrik üretiminin yüzde 70’i doğalgaz kaynaklı.  .

Hükümetin Planı

28 Nisan 2008 tarihli Niyet Mektubu’nun 19. paragrafında Enerji KİT’leri için 4 unsurdan oluşan kapsamlı bir plan taahhüt edildi.-Buna göre elektrik zamları gecikmeden yapılacak, maliyet artışları Otomatik Fiyatlandırma Mekanizması ile anında yansıtılacak.-Belediyelerin gecikmiş borçları ve genel aydınlatma giderleri sorunları çözülecek.-Sektörün özelleştirme çalışmaları hızlandırılacak...

IMF’nin Ankara’da yaptığı 7. Gözden Geçirme çalışmalarında öncelikle üzerinde durduğu Enerji KİT’lerinin mali bilânçolarının Yeniden Yapılandırılması ve mali açıdan sürdürülebilirliklerinin temin edilmesi konusu, Hükümetin IMF’ye sunduğu 28 Nisan 2008 tarihli Niyet Mektubu’nda, Enerji Planı olarak taahhüt edildi.

IMF İcra Direktörleri Kurulu’nun onayladığı Türk Hükümeti’nin sunduğu 28 Nisan 2008 tarihli Niyet Mektubu’nun 19 uncu paragrafında, Enerji KİT’leri için 4 önemli unsurdan oluşan kapsamlı bir Enerji Planı’nın uygulanacağı taahhüt edildi. Böylece mali bilânçoları bozulan ve birbirine borç sarmalı oluşturan Enerji KİT’lerinin mali sürdürülebilirliklerinin sağlanacağı ifade edildi.

Enerji Planı’nda taahhüt edilen 4 unsur:

Hükümetin Niyet Mektubu’nda yer alan Enerji Planı’ndan taahhüt edilen 4 unsur şöyle oluyor:

Son kullanıcı elektrik tarifeleri ayarlanacak:

TEDAŞ’ın tüketiciye gönderdiği elektrik faturalarında önümüzdeki süreçte yeniden yapılacak ayarlama ile elektrik tarifelerinin yeniden yükseltilmesi taahhüt ediliyor. 1 Ocak 2008 tarihinde TEDAŞ’ın tüketiciye gönderdiği elektrik faturalarına ortalama yüzde 16,5 oranında zam yapıldığı hatırlatılarak, aynı şekilde önümüzdeki süreçte, Enerji KİT’lerinin 2008 yılındaki faiz dışı fazla hedefiyle uyumlu olacak şekilde, elektrik tarifelerinin yeniden ayarlanacağı bildiriliyor.

Otomatik Fiyatlandırma Mekanizması uygulaması başlayacak:

Girdi maliyetlerindeki değişimlerin fiyatlara otomatik olarak yansımasını temin edecek Otomatik Fiyatlandırma Mekanizması’na 1 Temmuz 2008 tarihinden itibaren geçileceği taahhüt ediliyor.

Hatırlanacağı gibi, Hükümet’in Yüksek Planlama Kurulu’nda (YPK) 14 Şubat 2008 tarihinde aldığı karar gereğince Enerji KİT’lerinin uygulayacağı maliyet bazlı Fiyatlandırma Mekanizması’na 1 Temmuz 2008 tarihinden itibaren başlayacağını duyurmuştuk. EÜAŞ, TETAŞ, TKİ ve Elektrik Dağıtım Şirketleri (TEDAŞ) 1 Nisan, 1 Temmuz ve 1 Ekim tarihlerinde geçerli olmak üzere yılda 3 kez fiyatlarını verilen formüller çerçevesinde revize edecek. BOTAŞ ise her aybaşı doğalgaz toptan satış fiyatını ABD Doları kurunun değişim oranını dikkate alarak revize edecek (TEBA: 1353/7 Nisan 2008).

Otomatik Fiyatlandırmanın uluslararası piyasalarda en önemli maliyet girdisi olarak aşırı yükselen petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki bu yükselişi otomatik olarak elektrik fiyatlarına yansıtacağı ifade ediliyor.

Belediyelerin gecikmiş borçları ve genel aydınlatma giderleri sorunları çözülecek:

Belediyelerin sokak aydınlatması dâhil, gecikmiş borçlarının çözümlenmesine ve böylece Elektrik Sektörü’nde olumsuz etkisi olan teknik kayıp-kaçakların azaltılmasına yönelik detaylı bir Eylem Planı üzerinde çalışmaların sürdüğü bildiriliyor.

Elektrik özelleştirmeleri hızlandırılacak, 4 adet elektrik dağıtım şirketi özelleştirme ihale süreci hızla tamamlanacak:

IMF’ye verilen Niyet Mektubu’nda Enerji Planı’ndaki özelleştirme unsuru ise ön koşul olarak yer alıyor. Buna göre 4 adet bölgesel elektrik dağıtım şirketinin özelleştirme ihale sürecinin hızla tamamlanacağı ifade ediliyor. Bu çerçevede, orijinal zaman çizelgesinde dağıtım şirketleri için ortaya konulan bazı performans hedeflerinin ve yatırım yükümlülüklerinin yeniden ayarlanması ihtiyacının dikkatli bir şekilde gözden geçirileceği bildiriliyor. Bunun yanı sıra, önümüzdeki dönemde elektrik üretim varlıklarının özelleştirilmesine yönelik adımlar atılacağı vurgulanıyor.

Bilindiği gibi, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından yapılan özelleştirme ihale ilanları ile Başkent Dağıtım ve Sakarya Dağıtım bölgelerinin ihalelerine son teklif verme tarihi 10 Haziran 2008, Meram ve Aras Dağıtım A.Ş.’lerin özelleştirme ihalelerine son teklif verme tarihi 15 Temmuz 2008 olarak belirlendi.

 

 

FİNANS ENSTİTÜSÜ®  | FİNANS KULÜP® Türkiye Finans Yöneticileri Vakfı
Nispetiye Caddesi Levent İş Hanı No:6/2 34330 1.Levent - İstanbul   |  Telefon: 0212-284 72 59 | Faks: 0212-282 91 11