|
Petrol fiyatları daha ne kadar
artacak!
Bütün dünya panikte petrol fiyatları ne
kadar artacak? Arabalar saksı mı olacak ve şehir dışındaki
evlere gidip gelmek önemli bir maliyet olacak mı? Şu sıralar
Avrupa’da ve gelişmiş ülkelerin büyük şehirlerindeki “arabalı”
orta sınıfın bu soruları giderek büyüyen endişeye dönüşüyor. Ama
bu soruların kesin yanıtları şimdilik yok. Çünkü arz ve talep
eğrileri ile petrol fiyatları sorununu açıklayamıyoruz. Örneğin
2005 yılından bu yana arzda ortalama olarak bir artış
olmadı, oysa talepte belirgin bir artış var. Ama bu artış ve arz
talep arasındaki fark fiyatları bu düzeye getirecek açıklıkta
değil. Stoklarda da azalma var. Ama bu yalnızca kuşkuya yol
açıyor burada da bugünkü fiyat düzeyini açıklayacak bir panik
durumu yok. Dünya petrol stoklarına bakıldığında kuşkunun
nedeni daha da net olarak ortaya çıkmaktadır. 2003 yılından bu
yana ortalama olarak her yıl stoklara yapılan ekleme düşüş
göstermiş, 2007 yılında stoklara ilave değil, tersine stoklardan
petrol çekmek ihtiyacı doğmuştur.
Petrol üreten birçok ülkede çeşitli
nedenler dolayısıyla üretimde sorunlar yaşanıyor.
Bunlara ek olarak OPEC’in petrol üretim
kapasitesini ne dereceye kadar yükselteceğine dair ciddi
kuşkular var. OPEC kapasitesini yükseltip fiyatları aşağıya
çekebilir. Ama o da bu durum bizden kaynaklanmıyor. Arz yeterli
arzı aşan çok yüksek bir talep yok diyor.
Suudi Arabistan başta olmak üzere OPEC
ülkeleri kuşkunun yersiz olduğunu, hazır kapasitenin olduğunu
iddia ediyorlar.
OPEC, özellikle Orta Doğu ülkelerinin
rezervleri bağımsız olarak denetlenmemiştir. Bu bakımdan
rezervlere ve üretim kapasitelerine olan güven azdır. Borsada
faaliyet gösteren fon yöneticileri bu faktörleri göz önünde
bulunduruyorlar.
Arz da Sorun Yok
Fiyat artışının arkasında yine arz-talebe
yönelik kuşku vardı. Kuşkunun kaynakları: ABD petrol
stoklarındaki yeni düşüş, İsrail’in İran’a saldırabileceğini
ilan etmesi, AB Merkez Bankasının doların daha da düşeceğini
işaretleyen faiz polikası (yani FED’in faizleri yüzde 2’lere
kadar düşürmesi) ile ilgili açıklaması, Nijerya ve Venezüella
sorunları fiyat spekülasyonunu tetikleyen nedenlerdi. Ama tabii
en önemlisi doların artık bir genel değişim aracı olmaktan
çıkması olmuştur.
Şunu da ilave etmek gerekir ki, Merrill
Lych gibi derecelendirme kurumlarının petrol fiyatına yönelik
rakamsal tahminleri inandırıcı olmaktan uzaktır.
Rakam vererek yapılan öngörüler bilimsel
çalışmaların sonucu değildir.
Bunlar future piyasalardaki sözleşmelerin
ortalama fiyat hareketlerini baz alıyorlar. Bu kontratlar da
oldukça spekülatif ve üretimi-talebi göz önüne almayan sonuçları
ifade ediyor. Örneğin dünya petrol üretimi aşan satışlar var. Bu
yalnız petrol de değil, diğer emtialar da da geçerli.
Kırılma Noktası 11 Eylül Sonrası
Petrol fiyatları ancak bir gidişat olarak
tahmin edilebilir, rakamsal olarak edilemez.
2001 de petrol talebi 77.400 varil arz ise
77.500, 2002 de talep 78.036 arz ise 76.995 olmuş yani kırılma
noktası 2002. Hemen 11 Eylül’ün ertesi bu size çok şey açıklıyor
aslında.
Yani petrol arzının talebin altına
getirilmesi politik bir durum ve müdahale.
2004 de talep 82.330 arz 83.214 olmuş yani
dengelenmiş ama Irak işgali ve yüksek faiz politikası yine arzı
aşağı çekmiş. Bir bakıma petrol üreticileri Amerika’ya bakıp
kendilerini ayarlıyorlar. 2006’de talep 84.622 arz 84.598 ama
Fed’in faizleri düşürmeye başladığı 2007 başında bu denge
bozuluyor. Talep 85.354 oluyor, arz ise 85.594 varil. Görüldüğü
gibi çok büyük bir arz talep dengesizliği durumu yok. Ancak
üreticilerin politik tutumları ve belirsizlik var. Bu
belirsizlik kesinlikle doların durumundan Amerika’nın hegemonik
gücünü kaybetmesinden ve savaşa dayalı politik hattan
kaynaklanıyor.
Petrol Amerikan seçimlerini bekleyecek.
O zamana kadar 120–150 arasında bir bant
öngörüyorum.
|